20 Ağustos 2018 Pazartesi

Bayram

Sabah saat altıyı beş gece çıktı evinden. Bayram namazını kılacağı camiye doğru yavaş adımlarla yürümeye başladı. Başı eğikti ve sağa sola savrulmuş yapraklara takılıyordu sürekli gözleri. İşte,  dedi tek başıma geçireceğim bir bayram daha. Kimine cennet, kimine azap gibi gelir bazı bayramlar. Hele ki yoksa eşin dostun, hele ki bir tas çorbanı paylaşacağın bir can yoksa evinde. Bu sefer gözü caminin etrafında hararetle oynayan çocuklara takıldı. Bir anlık mutlulukla doldu içi ve ezan okunana kadar onları büyük bir hayranlıkla izledi.
Namazı kıldıktan sonra dışarı çıktı ve birkaç kişiyle bayramlaştıktan sonra yine evine doğru yola koyuldu. Yitirdikleri geldi aklına. Gerek gerçekten bu hayattan göçmüş olan sevdikleri, gerekse hayatından çıkmış/çıkarılmış insanlar yığını. Kabristana gitmeye karar verdi. Çok sevdiği ve değer verdiği bir yakınının mezarına gitti. Üç İhlas, bir Fatiha. Sonra oturdu mezar taşının kıyısına. Ah, dedi içinden. Ah burada olsaydın da dertleşseydik seninle, sen susmazdın biliyorum. Şimdi ben vira anlatıyorum, sen dinliyorsun.
Bıktım, dedi usulca toprağa doğru. Aynı anda birkaç damla yaş süzülüyordu gözlerinden. Bütün bu tiyatrolar bana göre değil, dedi. Sen olsan hak verirdin bana. O kadar yapmacık davranıyorlar ki insanlar, bunu bilerek yaptıklarına inanmak istemiyorum ama görünen köy de kılavuz istemiyor be arkadaş. Üzülüyorum, dedi. Onlar adına da üzülüyorum. Nedense bu teatral oyun müzmin baş ağrılarımı arttırıyor. Artık dedi, artık kimse kimseye çıkarı olmadan yanaşmıyor. İnsan insana ilişki diyorduk ya hani, heh işte ondan kalmadı artık. Herkes bir şeylerin peşine takılmış körü körüne gidiyorlar. Yolda insanlarla çarpışıyorlar, umurlarında olmuyor. İçlerinde sızlayan bir yürek olup olmadığından şüpheliyim artık. Herkes senden göreceği kadar değer biçiyor artık sana.
Değişti buralar be arkadaş, çok değişti. Yoksa büyümek mi bize yaramadı bilmiyorum. Kızma ama bazen iyi ki daha erken ayrıldın aramızdan diyorum. Ne kadar az pislik görsen o kadar karlısın. İnsan çok ince detaylarla işlenmiş bir kumaşmış, onu anladım. Ama onu bozmakta, kirletmekte de üstümüze yok. Uzun lafın kısası, burada görülmeye değer pek bir şey kalmadı kadim dostum. Ben de uyumaya gidiyorum, belki düş aleminde bir tebessüm fırsatı buluruz. Tekrardan üç İhlas bir Fatiha okudu. Mezar taşını seve seve, toprağı okşaya okşaya yavaş adımlarla ayrıldı mezarlıktan. Tam eve girecekken bir komşusu iyi bayramlar, dedi. İyi bayramlar diye karşılık verdi gülümseyerek, iyi bayramlar…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder